Şeyda Japonya'da

Shibuya’ya gider iken aldı da bir yağmur..

Etiketler:

Hayır hayır başlığa inanmayın, bugün geldiğimden beri geçirdiğim ilk yağmursuz gündü japonya’da:) Ve cook da güzel bir gündü.  Başlarken de küçük bir sürprizle başladım. Bugün buraya geldiğimden beri duş almadığımdan (kartlı sistemi beceremedim ama nihayet öğrendim) duş aldım, ve ilk satın aldığım şampuanı heyecanla açıp kafama döktüm, çünkü artık saçlarım eşşek kılına dönüşmüştü, afedersiniz ama. Neyse şampuanı döktüm, baktım köpürmüyo , bu ne biçim şampuan derken, anladım ki bu şampuan değil kremmiş. Evet, kutu üzerinde hep kanji olduğundan ve okuyamadığımdan şampuan yerine krem almışım. Ben de daha fazla kokuşmamak için, Türkiyeden getirdiğim kükürtli sabunla bi güzel yıkandım. Ohh mis. Tam o sırada elektrikler kesildi. Yuh dedim, jenerator vardı hani. Kapıyı açıp çıktım duştan , o sırada tekrar ışıklar yandı. Anladım durumu tabi hemen, ee Japon işi. Herseyden tasarruf yapılıyo. Hele çöp atmak cidden işkence. Çünkü çöpün türüne göre çöp kutuları var, pet şişeler ayrı, teneke kutular ayrı vs. Mesela ben bugün yediğim şeyin kağıdını hangisine atıcağıma karar veremedim, yakılacak çöpler için olana attım. Banane ya..

Neyse sonra, burdaki Türkçe bölümüne gidip, danışman hocamla  konuşmak istedim ama maalesef odasında yoktu. Sonra Can’la buluşmak için Shibuya ya gittim.

Shibuya Tokya’nun merkezi denebilir bence. google’da fotografları var epeyce.  Bugün okulumun yakınında bulunan Tama istasyonundan Pasmo kart aldım, bizdeki akbil gibi birşey. Ama aktarma veya öğrenciye indirim gibi birşey yok. Zaten Japonya’da öğrencilerle ilgili özel indirimler falan yok, ya da ben rastlamadım henüz. Shibuya’ya gitmak için şu istasyonlardan geçtim: Tama – musashi sakai-Shinjiku-Yamanote-Shibuya. Bunlar hat değiştirdiğm istasyonların adları. Tabi bu istasyonlarda sayısız duraktan geçiyorsunuz.

Giderken trende yanımda oturan adama , bu trenle değişim yapmadan Shinjuku’ya kadar gidebilir miyim diye sordum. Ve boylece sohbete başladık. Adam benle ingilizce konuşmaya başladı, ama cidden çok kotuydu. I want to improve my english demesi 10 dk aldı inanın. Japoncayı çok iyi konustuğumu, 2 yılda nasıl bu kadar öğrendiğimi falan sordu. Onlara tuhaf geliyo tabi bizim japonca konusmamız. Çünkü çok zor olduğunu sanıyorlar. Sonra şimdi sıkı durun, beni Celine Dion’a benzetti yok artık dedim, ya. Kadın 50 yaşında. Bi de bu daha komik Kanada ‘dan geldiğimi sanmış. Haha, ya ben hiç Kanadalı’ya benziyo muyum ya, zaten ingilizce konusunca, gayet te native speaker olmadığım anlaşılıyo. Ne Kanadalısı:) sonra bolumumu sordu, Management Information System dedim. ooo You are very smart dedi. Bence ben zeki değilim sen biraz tuhafsın dicektim ama sanırım adam ben yabancı olduğum için bana karşı Japon nezaketi gösteriyordu.

Can ‘la 6 da buluşacaktık ve ben 3 de Shibuya’daydım. O gelene kadar o kadar cok gezdim ki, belim ağrıdı. Ama cidden doyamadım. Anlatılacak çok sey var çok:)

Elektronik mağazasına girdim mesela, akıl almaz bir şey, tarifi zor. Çeşitler inanılmaz, fiyatlar bence gayet iyi. Bu teknoloji ve bu fiyatlar. Elim kadar toshiba notepadler, 34 bin yen (570 milyon). Fotograf makineleri 10 bin-20 bin arası (170-240 milyon). Teknoloji ucuz bence, ama burda da yemek içmek pahallı. Bugün shibuya’da food show vardı. O kadar büyüktü. Ben bu kadar büyük yemek satılan bir yer ilk kez gördüm. Bir sürü suşiler, adlarını bilmediğim çeşit ceşit japon yemekleri, tatlılar, sebze  meyve vs. Evet bildiğiniz fuar gibi sergi gibi bi yerdi. 45 dk falan gezdim burayı, hızlıca. Ve bugün Japonya’da ekmek gördüm, uzun ekmekler var ya, baston ekmek mi deniyo bilmiyorum. Ağlıcaktım sevinçten ama cok pahallı olduğundan almadım.  1 domates 1 dolar, mısır, elma, seftali falan tane ile satılıyo ve fiyatlar manyak. Ve meyvelerin tipleri çok ilginç. Üzüm mesela. Oyuncak gibi duruyo. Hani bizim evlerde olur ya, süs meyveler , onlardan sandım önce, dokundum, baktım gercek üzüm. Yakında fotograflarını yayınlarım Facebook’da.

Can’la shibuyadaki meşhur köpek heykelinin önünde buluşacağımızdan oraya gittim. Büyük bi heykel bulacağımı falan sanıyodum ben de. Gercek kopekten bile daha küçük bi heykelcik ve japonlar nedense bu heykeli çok seviyorlar sanırım, önünde fotograf cektirip duruyorlar. Köpeğin hikayesi ise şu: bu köpek hergün gelip bu istasyonun önünde sahibini bekliyomuş, çok sadıkmış falan. Sonra anlaşılmışki ordan et kokusu aldığı için oraya geliyomuş, sadaket falan değilmiş yani asıl mesela. Ama Japonların neden bu köpeğin heykelini yapmış olduklarını henüz anlayabilmiş değilim inanın.

Ve bugün fare gördüm. köpek heykelinin etrafında oturma yerleri var, orda oturmuş, binalardaki dev ekranları falan seyrediyodum, altımdan fare geçti, çığlık atıp kalktım, Japonlar panikledi tabi. Parmağımla koşan fareyi işaret ettim, hiç tepki vermediler. Sonra öğrendim ki, Tokyo’da çok fare varmış.

Sonra Can geldi, Can’a bir sarıldım bir sarıldım. allahım diyorum Türk:) Çok güzel zaman geçirdik bence. Can’ın Japonca kitaplarına falan baktım. Biraz yürüyüp restorana gittik, köri yedik tavukla. O kadar çok vardı ki tabakta, Japonya’ya geldiğimden beri ilk kez bu kadar doyduğumu hisettim. Ve köri bence en iyi Japon yemeği, bir de suşi çok güzel. Yemek için 700 yen (11 milyon) ödedik adam başı.  Ve inanın 700 yen burda okadar yemek için gayet makul bir fiyat.

Caddelerde böyle oyun , internet ve karaoke yerleri var. Biz de hadi dedik karaoke yapalım. Karaoke kafe ye girdik. 2 kişilik oda tuttuk. 1 saat için adam bası 625 yen (10 milyon civarı) ödedik. Bize verilen odaya çıktım. Oda gayet küçük, karşınızda hemen karaoke ekranı var, masa ve etrafında koltuklar var. Masanın üzerinde şarkı adları ve karşılarında numaraların yazılı olduğu rehberler var. Masanın üzerinde bulunan telefon benzeri aygıttan şarkı nosunu giriyosunuz ve şarkı başlıyor. Ve tabi her ikimiz de mikrofon kullandık. Sertab Erener’in Here i am ‘ini soyledik beraber. Ve daha sonra bir sürü şarkı. Can animelerden öğrendiği japonca bir şarkıyı söylemeyi denedi:)

Karaoke’den çıkınca yürüdük azcık vee veee Japonya’da dönerci var:)) Ayşe Döner. Çok sevindim ya, ağlıcaktım, bi de bangır bangır Yıldız Tilbe çalıyo. Elemanlar da  Türk. Küçücük ekmeklerde döner yedik bi de. Sohbet ettik ordaki Türklerle. Adamlar japoncayı gayet güzel öğrenmişler.

Ordan çıkıp biraz daha yürüdük, Cd- kitap falan satılan D&R tarzı bi yere girdik. Ya zaten hiç doğru düzgün kitap görmedim ben henüz. Hep dergi satılıyo. Burdan çıktıktan sonra da bi şeyler içmek için bi kafeye gittik, güzel bi yerdi.  Can yeşil renkli tuhaf bi şey aldı içmek için ve içemedi:) Tadına bi baktım , bildiğiniz kınayı suyla karıştırmışlar, içine buz koymuşlar ve üstüne de krema. Aaa bir de bugün bir ilki daha gördüm. Sıvı şeker. Evet Amerikadada varmış. Böyle küçük plastik kutularda sıvı şekerler var. Su gibi duruyo, bu ne dedim, Can şeker dedi. Burda da yine sohbet ettik ve çok güldük, bana çok iyi geldi Can’ı görmek. Yabancı olmak çok güzel bi şey, rahat rahat konusuyoruz, küfür ediyorum hatta kimse anlamıyo:)

Saat akşam 10 civarı Shibuya istasyonunda ayrılırken, bir japona yol soran birilerini gördük. Can dedim bunlar Türk kesinlikle ve evet Türklermiş:) Biz yardımcı olmaya çalıştık. 2 çocuklu genç bir çiftti. Baba unileverde çalışıyomuş, kısa bi süreliğine Japonya’ya gelmişler.

Sonra Can’la yollarımız ayrıldı. Ben trene binerken yine Japon bi kadından yardım istedim. Aynı trene binecekmişiz tesadüf:) Musashi sakai istasyonuna kadar sohbet ettik, çok şirin bi kadındı. Ona Türkçe şarkı dinlettim.

Ve yorgun argın yurttayım şu anda. Bugün buraya geldiğimden beri ilk kez kendimi çok mutlu hisettim. Burası güzel ve alışıyorum, sevmeye başladım. Pazar günü de bi aksilik olmazsa Yamahata idi adı sanırım, oraya gidip fotograf makinesi alıcaz bana Can’la.

Şu an burda saat gece 01:20 ve ben hep tokum hem de mutluyum.


Shibuya’ya gider iken aldı da bir yağmur.. İÇİN YAPILAN YORUMLAR

Yorum Yazılmamış, İlk yazan siz olun! for “Shibuya’ya gider iken aldı da bir yağmur..”

Yorum Yaz!

Künye

Shibuya’ya gider iken aldı da bir yağmur..
Ekim 1, 2009
Yorum yapılmamış, Yorum Yaz!

Etiket Bulutu

akihabara shibuya tokyo
Japonika Logo
Türk Japon Gönüllüleri Logo
トルコ