Şeyda Japonya'da

Namu Amida Buddha

みくさ あきふみ さん、
どうも ありがとう ご座います。 先週 は 私 の 生活 で 今 まで したことの 中 で 一番 面白くて 忘れない 経験 でした。
どうぞ イスタンブールへ いっらしゃってください 。

Herkese Merhabalar,

Bu yazımda geçen hafta yaşadığım tapınak maceramı anlatmak istiyorum ama önce söylemek istediğim başka şeyler var. Benim bu blokta yazdığım şeyler kendi gözlemlerim ve tecrübelerimdir. Genel geçer doğru bilgiler olarak almayalım lütfen. Bazen kavramları yanlış kullanıyor veya gördüğüm yerlerle ilgili yanlış bilgiler veriyor olabilirim. Buraya gelene kadar Japonya ve Japon kültürü ile ilgili bilgim benim de çok azdı. Hala da yeterli değil tabi. Ben de hala öğrenme ve tecrübe etme sürecini yaşıyorum, bu süreci de elimden geldiğince sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. O yüzden yazdığım şeylerde hatalı bilgiler olabilir, lütfen sizler de araştırın ve benim de yakaladığınız hatalarımı düzeltin lütfen. Çünkü ben de en az sizler kadar Japonya’yı ve Japon kültürünü seviyor ve öğrenmek istiyorum, bu süreçte hepimiz bildiklerimizi birbirimizle paylaşır ve hatalarımızı kırıcı olmayan bir uslupla düzeltirsek daha iyi olur diye düşünüyorum.

Ve evet arkadaşlar, ben geçen hafta Nagoya’ya yakın küçük bir budist tapınağında kaldım. Nasıl bağlantı kurdum, bu tapınağı nasıl buldum, beni nasıl kabul ettiler ve neler yaptım hepsini sizlere de anlatacağım.

Şu an exchange öğrencisi olarak bulunduğum Tokyo Gaidai ‘de Türkçe bölümü olduğunu daha önceki yazılarımda yazmıştım. Bu bölümde görev yapan Osmanlı Tarihçisi Shimizu Sensei ile sohbet ederken, tapınakta yaşamak istediğimi , budist rahiplerin yaşantısını merak ettiğimi söyledim. Tesadüfe bakın, Shimizu Sensei’in üniversite yıllarından bir arkadaşı rahipmiş. Beni misafir olarak kabul edip edemeyeceklerini arkadaşına soracağını söyledi. Aslında 10 yıldır hiç görüşmüyorlarmış. Shimizu Sensei benim için çok uğraştı, kendisine ne kadar teşekkür etsem az.

Neyse bir süre sonra budist rahipten red cevabı aldık. Muhtemelen durduk yere, bir yabancıyı yaşantılarına almak istemediler diye düşündüm. Ve neyse dedim, başka tapınaklar araştırırım ben de. Derkeeeen, 2 hafta kadar sonra Shimizu Sensei’den bir mail aldım. Rahip arkadaşı beni kabul etmiş. Kalabileceğim tarihleri de bildirmiş. Ama önce budist rahibe mail atarak kendimi tanıtmam, neden tapınakta yaşamak istediğimi açıklamam gerekti. Ben de Shimizu Sensei’in bana yapmamı söyledği herşeyi yaptım. Ve sonra Nagoya’ya gidiş -dönüş otobüs biletlerimi alarak, sırt çantamı hazırladım ve yollara düştüm.

Otobüse bineceğim akşam Tokyo’da inanılmaz kar yağdı. Ben de ne olur ne olmaz deyip , otobüs saatinden baya bi önce Shinjuku’ya gittim. Kar yağdığı için bir kafede oturdum ama yakın arkadaşlarım bilir, ben öyle saatlerce aynı yerde oturamıyorum. Aptallık edip o karda fırtınada kafeden dışarı çıktım ve saatlerce kar altında yürüdüm. Ve tabiki dondummm. Neyse güç bela otobüze bineceğim yeri buldum ama bu arada yaşadığım bazı aksilikler yüzünden sinirlerim çok bozuldu ve bi an kendimi çaresiz hissedip ağladım. Otobüs şirketi çalışanlarından biri, karda kışta kalmış, tepeden tırnağa kadar ıslanmış, otobüsünü bir türlü bulamayıp bi köşede ağlayan bu zavallı yabancıya inanılmaz bir şefkatle yardım etti, otobüsünü buldu ve eşyalarını yerleştirmesine kadar yardım edip , ayrıldı. Belki bunu hiçbir zaman okumayacak ama ona da burdan çok teşekkür ediyorum.

Akşam 23:00′da otobüs hareket etti. Sabah 6 civarı Nagoya istasyonunda otobüsten indim. Ve Kuwana’ya gitmek üzere trene bindim. Kuwana’dan tekrar aktarma yaparak Tado’ya vardım. Kaldığım tapınak Tado’da idi. Biraz Tado’dan bahsedecek olursam; oldukça küçük ve şirin bir yerdi. Benden önce, çooook yıllar önce buraya bir yabancı gelmiş, ama nereli olduğunu bile unutmuşlar:) Çok küçük bir yer olduğundan (bildiğiniz köy), hemen ünüm yayıldı. Tapınağa bir yabancı gelmiş!

Tado bir dağ yamacında ve içinden bir de nehir geçiyor. Nehir burda yaşayan halk için hayati önem taşıyor. Bu nehirde yaşayan , Tado’ya özgü balıkların adı da “Namazu” imiş.

CIMG3295

Tado istasyonunda indikten sonra , Rahip Akifumi Mikusa san’ı cep telefonundan arayarak geldiğimi haber verdim. Bana istasyon önünde beklememi söyledi. Merakla bekledim, acaba nasıl birisiydi? Böyle gözümde kafasını kazıtmış turuncular içinde birisi canlanıyordu. Bildiğiniz stereotype yani:) Ama arabasından inen , kot pantolonlu , gözlüklü ve bana Türkçe ” Merhaba” diyen japonu görünce şaşırdım. Arabaya bindik ve tapınağa gitmek üzere yola koyulduk. Tapınak istasyondan çok uzak değildi. Ve nihayet tapınağa vardık.

Tapınağımız bir Budist tapınağı idi. Bahçe içinde yer alıyordu tabi. Rahip ve ailesi (annesi, eşi ve 3 minik güzel yavrusu ) tapınağa bir koridorla içeriden bağlı ayrı bir bölmede yaşıyorlardı. Kapıda ilk geldiğimizde rahip Akifumi Mikusa san ” tadaima” dedi ve eşi hemen kapıya gelerek “okaerinasai” diyerek, beni selamladı.

İçeriye buyur edildim. Girişteki salona. Kahvaltı yapıp yapmadığım soruldu, kahvaltı yaptığımı söyleyince yeşil çay ikram edildi.

Daha sonra rahip bey (rahip bey ne ya ? neyse..) gitmesi gereken yerler olduğunu, hemen döneceğini , benim de yukarıda odamda biraz dinlenebileceğimi söyledi. Ben de gece uyumadığımı, biraz dinlenmenin iyi olacağını söyledim. Ve benim için hazırlanan odaya gidip, eşyalarımı yerleştirdim. Buraya kaldığım odanın fotoğrafını ekliyorum.
CIMG3395

Odaya eşyalarımı yerleştirdim. Odada ihtiyacım olabileceğini düşünerek aspirator, elaktirikli soba, peçete, askı vs. konulmuştu. Güzel bir uyku çektim sevgili arkadaşlar. Gerçekten otobüs yolculuğu bu kez beni çok yormuştu. Sonra “gohandesu” sesi ile uyandım. Sesin sahibi rahip beyin eşi Mikusa Kimuko san idi. Hemen yüzümü yıkayarak mutfağa indim. İlk yemeğimizde çocukların hiçbiri yoktu, okuldalarmış. Biraz bu tapınakta gördüğüm sofra adabından bahsetmek istiyorum: Herkes masaya oturmadan yemeğe başlanmıyor. Herkesin yemeği tabaklara konulup onune indirilmiş oluyor. Hani ortadan uzanıp yenen bir şey olmuyor. Bütün japon aileleri gibi onlarda “itadakimasu” diyerek yemeye başlıyorlar. Her öğünde gohan yeniyor tabiki. Yemekten sonra herkes yediği yemeklerin tabaklarını üst üste koyuyor ve musluğun yanına indiriyor ve yemek bitince tekrar selamlama yapılıp, yemek olayı bitiriliyor.

İlk öğlen yemeğmizin ardından rahip bey beni yanına çağırdı ve bugün çanı benim çalmamı söyledi. Berberce bahçeye gittik. Saat tam 12 idi ve 9 kere çan çaldım. Rahip bey şaşırdı, döndükten sonra büyükanneye çan sesini duyup duymadığını sordu. Benim çok güçlü olduğumu söyledi. Bu kadar hızlı çalabilmeme şaşırmışlar.
CIMG3446

CIMG3398Tapınağa koridorla bağlı olan ev

Gittiğim ilk gün beni Tado’da bulunan büyük bir Shinto Tapınağı’na götürdüler. Budistler evet ama benim tapınaklara olan ilgimi ve merakımı Shimizu Sensei den öğrenmişler. İlk gün aslına bakarsanız hala yolun yorgunluğunu, hiç tanımadığım insanlar arasında olmanın tedirginliğini yaşıyordum . Bulunduğum ortam Tokyo’dakinden çok farklı idi elbette. Gittikçe azalan geleneksek yaşam tarzının korunduğu ve modernleşme ile çok güzel entegre edildiği bir aile ortamında, gerçek japon kültürünü yaşamak ve görmekl benim için mükemmel bir tecrübe idi. Herneyse ilk gün tanışmakla, sohbet etmekle , birbirimizi anlamaya çalışmakla geçti. İlk gğn akşam üzeri tapınakta ilk dua yapıldı. Civardaki inanan insanlar tapınağa geldiler. Rahip bey cemaat önünde duasını yaptı, daha sonra bir başka rahipte cemaate konuşma yaptı ama itiraf ediyim burda konuşulan japoncayı anlamak gerçekten çok zordu.

Ne diyorduk evet shinto tapınağını ziyaret ettik, kmsecikler yoktu. Meğerse tapınak ziyerete kapanmış, akşam olduğu için. Neyse ben yine de foto çektim. Buyrunuz.

CIMG3315

Shinto tapınağından sonra, taaaa dağların yukarısında ıssız bir yerde yaşayan kadın rahibi (ya da en doğru ismi ile monk ) ziyarete gittik. Of hayatımda bu kadar heyecan yaşamadım ben. Arkadaşlar o hep filmlerde falan görüyoruz ya, kafasını kazıtmış, kendini adamış, dünyevi zevklerden uzaklaşmış uzakdoğu rahipleri falan, tam oyle birisiydi işte. Kadın rahibin saçları kazılı idi ve oldukça yaşlı idi. Bizi içeri buyur etti. İçerde ağır bir tütsü kokusu vardı. Yeşil çay ikram edildi. Rahip bey beni tanıştırdı. Yaklaşık 15 dk kadar sohbet ettik. Eskiden kadon rahiplerin evlenmelerinin yasak olduğunu ve saçlarını kazıtmalarının sart olduğunu söyledi, ama şimdi artık bu kurallar değiştirilmiş. Kendisi hala eski kurallara göre yaşıyor tabi. Eğer onun gibi kadın rahip olmak istersem ne yapmam gerektiğini sordum. Okul varmış. 2 yıl içinde ben de olabilirmiş. Saolsun bana kendi eliyle yaptığı bir çanta süsü hediye etti. Hayatımda ilk kez böyle bir insandan hediye aldım. Rahatsızlık vermek istemediğimden fotoğraf çekmeyi teklif bile etmedim. O tütsü kokulu odada , yeşil çay içerek yaptığımız sohbet benim için hayatımın en önemli hatırasıydı belki. Bir daha muhtemelen elime geçmicek bir fırsattı.

Akşam yemeğinde bütün aile bir arada idi. Sonra herkes tekrar kendini tanıttı. Çok eğlenceliydi. Rahip bey küçük çocuklarını tanımamazlıktan geldi. Aa sen kimsin falan dedi: Bu arada rahip beyin 3 küçük yavrusu var. 2 kız 1 erkek. Hepsi muhteşem çocuklardı. Gerçek japon kültürü ile yetiştirilen bu çocuklar beni benden aldılar. Nezaketleri, zekaları valla kendimden utandım.
Yemekten sonra ufaklıklarla beraber origami yaptık. Evet yemekten sonra tv karşısında yayılmak yok. Tatami odasında oturup origami yaptık. Minikler her türli turna kuşunu yapmayı biliyorlardı. En küçük kıza gemi yaomayı gösterdim. 1 yapışta ezberleyerek beni kendisine hayran bıraktı.
CIMG3589

Biraz bu 3 muhteşem yavrudan bahsetmek istiyorum. En büyük çocuk Masane chan. İlkokul 5. sınıf öğrencisi. Gercek bir hanımefendi olarak yetiştiriliyor. Tam bir japon. Keigo ile konuşmayı biliyor. Benimle konuşurken desu, masu ekleri kullanıyor. Annesinin bir dediğini 2. kez tekrarlatmıyor. Ve hafta sonları yeşil çay kursuna gidiyor. Origami yapıyor. En zor origamileri bile becerebiliyor.

CIMG3468

2. çocuk , Humihiro chan, evin tek erkek çocuğu ve muhtemelen geleceğin rahibi. Benim gittiğim tapınak Shin Budizm mezhebine ait bir tapınaktı ve anladığım kadarıyla bu mezhepte rahiplik babadan oğula geçiyor, çünkü tanıştırıldığım bütün rahiplerin babaları da rahipmiş. Kaldığım tapınağın rahibinin babası da rahipmiş. Herneyse Humihiro chan ilkokul 2. sınıfa geçmiş. Oldukça zeki ve biraz da yerinde duramayan bir çocuktu. Bazen elinde babylate ile gelip “asaboyo” deyip yüzüme oyle bir bakıyordu ki , hemen tamam oynayalım diyordum. Bu arada Humihiro chan bana oseru adlı bir de oyun öğretti. Akşam yemeklerinden önce oynadığımız bir oyundu. 5 dk kadar, fazla uzun değil. Bizdeki dama benzeri bir oyun. Akşamları Humihiro chan bana kitap okurdu, ben de not çizelgesine değerlendirme yapar yazardım. Çok güzel okumuşsa iç içe 2 yuvarlak.

CIMG3576

CIMG3585

Veee en küçük kız Harumi chan:) Ya nasıl anlatılır , nasıl tarif edilir boyle bir çocuk bilmiyorum. Ben hayatımda bu kadar güzel , bu kadar afacan bir varlık daha görmedim. Böyle bir zeka, boyle bir sevimlilik yok. Bazen odamda arkamı bi dönüyordum , kapı arasından sessizce beni izliyor. Bana karşı hiç yabancılık çekmedi, kucağıma falan almamı öpmemi hiç yadırgamadı. Çocuk her zaman çocuk. Küçük melek henüz 5 yaşında. Piyano çalabiliyor. Hiraganada yazıyor, temel kanjileri okuyabiliyor. Çok az da olsa keigo konuşuyor. Sofra adabına eksiksiz uyuyor Ona öğrettiğim gemi origamisini 1 kere de ezberledi. osero oyununda beni yendiği de oldu :)

CIMG3466

Neyse efendim konuyu dağıtmadan devam ediyorum. Sabahları çok erken kalkıyorlar tahmin edeceğiniz üzere. Ama ben bi türlü uyanamdım, uyanamadım. Her sabah 9 civarı onlar ebni kahvaltı için uyandırdılar. Kahvaltılar genelde çok zayıf yapılıyor. Ya zeytin peynir olmayınca gerçi bana oyle geliyor belki de, neyse.

Orda bulunduğum süre boyunca hergün tapınaktaki dualara katıldım. En son cemaatten yaşlı bir amca ban gelip benimle tanışmak istediğini söyledi. İnsanlar benim kim olduğumu merak ediyorlarmış. Rahip bey’de bana cemaat önünde konuşmayı isteyip istemediğimi sordu. Ben de tabi konusurum dedim. Ve budist cemaatin karşısında, tapınakta, önce kendimi tanıttım. Sonra orada bulunma nedenlerimi açıkladım. Ve beni aralarına kabul ettikleri için teşekkür ettim. O güne ait fotoğrafı da ekliyorum.

CIMG3458

Tapınakta dua ederken rahipler sırasıyla Buddha nın heykelinin bulunduğu platformun arkasından geliyorlar. Dizleri üzerine oturup, Sutra okumaya başlıyorlar. Cemaatte elindeki kitaplardan takip ediyorlar. Sutralar çincede yazılıymış. Ama japoncaları da varmış. Dua ederken Namu Amida Buddha diyorlar. Rahip bey bana bunun islamiyetteki Allahu Ekber ile aynı anlamda olduğunu söyledi. Bilemiyorum ben. Bununla ilgili yorum yapmak istemiyorum. Tapınağın içinde sigara içilebiliyor, birşeyler yiip içmek de serbest. Dua esnasında değil tabi.
CIMG3455

CIMG3415

Benim gittiğim süre içerisinde , kaldığım tapınakta özel bir festival benzeri bişeyler yapıldı. Yani tam festivalde değil ama bu mezhep için özel bir perioddu diyelim. Bu yüzden başka yapınaklardan rahipler de gelip dualara katıldılar. Tek tek bu rahiplerle tanıştırıldım. Dualar başlamadan önce ve bittikten sonra tatamili odalardan birinde oturup, yeşil çay içerek sohbetler ettik. Budist rahip denince akla gelen stereotype dan bahsettiler genelde. Kafası kazılı, turuncular veya özel üniformalarla gezen, normal kıyafetler giymeyen, hayattan soyutlanmış insanlar.. Evet eskiden böleymiş. Ama mezhebin kurucusu, uzun tatışmalar sonucunda bu düzeni değiştirmeye karar vermiş, ve ilk adım olarak da yine dindar bir aileden gelen bir kadınla evlenmiş. Artık rahipler evlenip çocuk sahibi olabiliyor, et yiyebiliyor, içki içebiliyor ve normal kıyafetler giyebiliyorlarmış. Hatta benim tanıltırıldığım rahiplerden birinin saç modeli ve top sakalı nedeniyle kendisie “fashion obousan” diye lakap bile takmışlar. Ama gerçekten hayatımda gördüğüm en yakışıklı japon erkek bu rahipti sevgili arkadaşlar. Hani ilk gördüğümde nutkum tutuldu. Çok genç ve afedersiniz ama vücudu mukemmeldi :) Saçları falan, aman ne biliyim işte. Neyse sonra bu fashion obousan bana tanıştığımızın 2. günü tespih hediye etti, ben de teşekkür ederek aldım ve daha soraki dualarda bu tespihi seve seve kullandım. Buraya rahiplerle çektiğimiz fotografımı ekiyorum. Sağ yanımda oturan yakışıklı rahibe dikkat ! CIMG3461

Sürekli tapınakta bulunmamdan sıkılacağımı düşünen Rahip bey ve eşi bana Tado’yu gezdirmek istediler. Ben de kabul ettim. Braber Tado Kulesi’ne gittik. 65 m. yüksekliğinde. Tabi Tado gayet küçük bir yer olduğundan sadece tarlaları ve Kuwana’dan geçen nehri görüyorsunuz. Bu nehir Kuwana için oldukça önemli. Sadece Kuwana nehrinde bulunan balığa “namazu ” deniyormuş. kuleden sonra müzeye gittik. Tado’dan geçen bu nehir bir halka şeklinde kıvranıyor ve bu halkanın içinda kalan kara parçasında aileler yaşıyorlar ve bu aileler kendilerine özgü bir kültüre sahipler. Bu kültüre “wajuu” deniyormuş. Bu kültürün tarih içerisindeki gelişimini görebildiğimiz bir de müze ziyareti yaptık. Eskiden araba vs. yokken gelinle damat evine gidene kadar bu nehri sandalla geçerlermiş. Müzede bu olayın balmum heykelini gördük. Fotoğrafını ekliyorum.

CIMG3350

Çok dolu dolu günler geçirdim gerçekten, hangi birini yazacağımı şaşırıyorum şu anda. Hiçbir şeyi atlamak istemiyorum ama burda sizinle paylaşamayacağım konular da var.

Neyse, Tado’ya bi yabancı geldiğini duyan Tado’daki ilkokul yetkilileri beni okula davet ettiler. Rahip Bey de bana gitmeyi isteyip istemediğimi sordu, ben de giderim tabi dedim. İlkokul ve anaokulu ziyareti yaptık. Çocukların hepsi Türk dondurmasını biliyorlar, Maraş dondurması tabi ama onlar Türk dondurması diyorlar. Ve kebap tabi ki. Bunun dışında gelen soruları da çocukların en anlayabileceği şekilde cevaplamaya çalıştım.

CIMG3432

En eğlenceli kısım da anaokul ziyareti idi. Ne yalan söyliyim kendimi uzaylı gibi hissettim :) Çocukalr yüzüme oyle bi bakıyolardi ki.. Çocuklara Türk oyunu öğretmemi istediler. Ben de çatlak patlak öğrettim, bilmem bilir misiniz? Çocukalr bayıldılar. Sonra da taş , kağıt, makas oynadık. Bildiiğiniz çocuk oldum. Çok eğlendim. O güne ait fotoğrafı da ekliyorum.

CIMG3443

Evin en büyük kızı yeşil çay seremonisi kursuna gidiyormuş. Döenmin son dersi olduğundan diploma verilicekti. Ben de davet edildim :) Gerçi daha önce yeşil çay yapmışlığım ve seremoni görmüşlüğüm vardı ama yine de seve seve gittim. Minicik japon yavrular, çok büyük bir önem ve özenle yeşil çay yaptılar. En sonunda 2 tane öğrenci diploma aldı ve sensei leri onlara dedi ki : ” Yeşil çayla ilgili sadece çok az şey öğrendiniz. Yeşil çayı tam olarak öğrenmek çok zaman alır. Büyüseniz de, şirketler de çalışsanız ne olursa olsun yeşil çaya gereken önemi vermekten vazgeçmeyin”. Evet , zaten Japonlar da yeşil çayı gerçekten çok seviyorlar. Orda bulunduğum süre boyunca içtiğim yeşil çayın haddi hesabı yok. Neyse son olarak bana da yeşil çay yaptırdılar :)

CIMG3514

Off derin bir nefes aldım ve devam ediyorum. Sevgili tatlı Japon ailem beni o civardaki en güzel ve de en geleneksel Japon restoranına götürdüler. Japon yemeği yedik tabi. Daha önce Japonya kralı da bu restorana gitmiş. Tatmide yerde oturup yedik yemeğimizi. İşte yediğim yemeğin fotosu .

CIMG3551

Yemekten sonra Inabe denen bi yere , baya bi yüksekte bir yerdi, çiçek izlemeye gittik. Henüz sakuralar açmadı, kayısı ve şeftali ağaçlarının çiçeklerini izledik ama maalesef çok yağmur yağdığı için çabucak geri döndük.
CIMG3566

Ve son gün akşam 8 de tekrar cemaat ile beraber tapınakta toplandık. Önce dualar edildi. Sonra Rahip Bey bize bir case sorusu sordu. Şimdi nu case ‘i ben de size yazıyorum :

Eskiden Kantata adlı bi adam varmış. Bu adam bir sürü insan öldürmüş ve bir çok insanın da evini yakmış. Neyse sonra bu adam cehenneme gidiyor. Tabi bir sürü insan da var cehennemde. Kantata sadece bir kere bir örümceğe yardım etmiş hayatı boyunca. Ve Buda bunu görmüş. Neyse cehennemde yukarıdan sarkan bir ip varmış. Kantata bu ipi görmüş ve bu ipe tutunarak yukarı çıkmış. Sonra bir çok insan da bu ipe tutunarakk yukarı çıkmaya çalışmış. Ama bir süre sonra bu ip kesik bulunmuş. Soru şu : Bu ipi kim kesti? A şıkkı ) ip çok fazla insan tutunduğundan ağırlık yüzünden kendiliğinden koptu . B şıkkı ) Buddha kesti c şıkkı ) Kantata kesti.

Rahip Bey 3 şıkkı tahtaya yazarak herkese tek tek cevabını sordu . Bana da sordu tabi. Sonra bu case ve şıklar üzerine konuşup tartıştık. Bu soru daha önce bir üniversitede exchange öğrencilerine de sorulmuş. Evet sizce cevap nedir? Ben bu yazıda sorunun cevabını yazmayacağım. Sizin cevaplarınızı bekliyorum. Bir sonraki yazıda case in çözümlemesini yazacağım. Tapınakta bulunan yazı tahtasını ve üzerindeki 3 cevap şıkkının bulunduğu fotoyu da ekliyorum.

CIMG3580

Case bittikten sonra sohbete devam ettik. Bana islamiyet ve Türkiye hakkında sorular sordular. En ilginç soruyu Rahip bey’in küçük oğlu sordu : Türkiye’de geleneksel evler hangi maddeden yapılıyor? Hahaha, ne diyim, akıllı çocuk, zeki yavru :) Bana şu ana kadar Türkiye ile ilgili çok soru geldi ama en güzeli buydu bence. Hani hep kebap, dondurma sorularından fenalık geldi … En son bütün cemaat ile beraber fotograf cektik tapınakta. Bu fotoyu da ekliyorum.

CIMG3582

Ayyy yoruldum, ne çok şey olmuş. Neyse devam ediyorum. Orda bulunduğum süre içerisinde dediğim gibi birçok rahiple tanıltırıldım ve de bu mezhebin genel merkezine davet edildim. Mezhebin şu an başındaki kişi ile tapınak içinde Buda önünde uzun uzun sohbet ettik. Ben Buda nın bazı heykellerinde gördüğüm el hareketlerinin anlamlarını sordum. Aynı günün akşamı genel merkezde tanıştırıldığım bu rahip akşam yemeğine bizim tapınağa geldi.. Suşi yedik ve gelirken sağolsun bana mezhepleri hakkında yayınlar getirmişti. O akşam yemeğine ait fotoları da ekliyorum.

CIMG3477

Ayrıca bu mezhebe bağlı “en aktif” kadın rahibin evine de gittik. 20 yıl kadar önce kadın hakları için bir mğcadele vermiş ve onun sayesinde su anda kadın ve erkek rahipler eşit konuma gelmiş. Bu kadın rahip de bana kadınlar ve budizm konulu bir kitap hediye etti. Farklı rahipler tarafından yazılmış bir kitap ama japonca olduğundan okumam oldukça zaman alıcak.

Ve son olarak bu muhteşem ailenin bana gösterdiği nezaket ve misafirperverlikle ilgili birşeyler söylemek istiyorum. Evin büyükannesi, tapınakta doğmuş. Bir rahip kızı yani. Ve sonra bir rahiple evlenerek bu tapınağa yerleşmiş ve oğlu da şu an rahip. Ben hayatımda bu yaşlı japon hanım kadar mütevazi, sıcak,kibar , misafirperver, böyle yumuşacık pamuk gibi ibr insan daha görmedim. Arigatou obaasan ! Ayrıca gelin-kaynana arasındaki ilişki de bütün türk kadınlarına örnek olucak cinsten.

CIMG3602

Ayrıca bu 3 güzel yumurcağı ömrümün sonuna kadar unutmayacağım. Bana yaşattıkları bu güzel tecrübe gerçekten hayatım boyunca unutamayacağım cinsten bir anı.

Ve sevgili Rahip Bey, hoşgörüsü, nezaketi, beni dinlemesi, dinimi veya herhangi başka bir surumumu sorgulamaması benim için unutulmazdı. Değerli zamanlarını bana ayırdıkları için bu güzel insanlara nasıl teşekkür edeceğimi bilemedim !

CIMG3603

Ve son akşam gelirken, çocuklar tek tek bana mektup yazmış, beraber yaptığımız origamileri bir poşete doldurmuşlar. Hepsi bana kendince hediyeler hazırlamışlar. Büyükanne kendi elleriyle yaptığı bir çantayı ve pişirdiği mısır patlaklarını verdi. Tahip bey ve eşi beni arabalarıyla istasyona kadar götürdüler. Bana o yöreye ait tatlıları, Tado da yaşayan “namazu” adlı balığın resimlerinin bulunduğu örtüler, ve sutralar için kullanılan özel kitap ayraçlarını ve bir de tespihi bana hediye ettiler. Çok mutlu biraz da hüzünlü ama unutamayacağım anılarla döndüm. Bana verilen herşeyin topluca fotografını cektim . Onu da buraya ekliyorum .

CIMG3617

Son olarak,, ya günah değil mi, neden hep tapınağa gidiyosun, camiye de gidiyo muydun falan gibi anlamsız ve de gereksiz yorumlar yapmayalım. Bu yazıları okuyan budist arkadaşlarımızn olabileceğini göz önünde bulunduralım lütfen. Gerçi ben her yorumu okuyor ve uygun bulduklarımı onnaylıyorum ama yine de bu konuda lütfen dikkat edelim. Ayrıca bu yazdıklarımın benim yaşadığım şeyler olduğunu, genel geçer doğrular olmadığını, içinde hatalı şeyler olabileceğini de unutmayalım lütfen. Yazım hatalrıı için de ayrıca özür dilerim. Gerçekten yoruldum ve de hiçkontrol edesim gelmiyor.

Selametle…


Namu Amida Buddha İÇİN YAPILAN YORUMLAR

17 yorum for “Namu Amida Buddha”

  1. Merhaba ,Seyda.Ben senin bloguna abeno olmus durumdayim.Aslinda forumda da orta düzeyde aktiv,tabiki orda nick name kullaniyorom.Evet yine dolu dolu günler gecirmissin.
    Insanlarla cabuk kaynasa biliyorsun.
    Yazindan da anlasildigi üzere o evinde kaldigin insanlar ve digerleri insana tekrar insanliga dair o güzel duygulari ve sicakligi veriyor.Sordugun soruya gelince biraz uyaniklik yapip internetten baktim ve youtub da bir gürsel olarak buldum.Buraya ekliyorum..Paylasim icin tesekkürler…
    http://www.youtube.com/watch?v=4BUgcwdmCPM&feature=related

    Gönderen ercan | Mart 14, 2010, 9:58 pm
  2. Sevgili Ercan,

    Yorumun için tesekkür ederim. Videoyu da izledim. kantata ipi önce kesiyor. Sonra da yukarıdan birisi ipi 2. kez kesip kantata nın da düşmesini sağlıyor, değil mi? Bize tapınakta anlatılan hikaye biraz daha farklıydı. Bilemyorum belki de ben yanlış anlamışımdır. Japonca anlatıldığı için hatam olabilir. Ama neyse sonuç olarak soru şuydu : ipi kim kesmiş olabilir? Bakalım başka insanların cevaplarını da bekliyorum.

    Sevgiler.

    Gönderen Şeyda | Mart 15, 2010, 3:07 am
  3. Merhaba yazılarını çok beğendiğimi söylemeliyim,bizlere uzakları yakın ediyorsun.Lütfen hep böyle devam et bize gerçek kültürü tanıymaya devam et.Yazılar için çok teşekkürler.Vede sana bir soru sormak istiyorum müsadenle :
    Bende japonyaya geleceğim büyük ihtimal okul için fakat şöyle bir sıkıntım var,ben amerikalıların kol gezdiği bir şehre gitmek istemiyorum.Muhtemeler amerika gibi bir çok avrupalı veya başka ülkeden insanlar yaşıyor.Bunlardan mümkün olduğunca uzaklaşmak istiyorum.Bana şehir önerebilirmisin sessiz sakin ve iyi bir üniversitesi olan teşekkürler hayatında başarılar.

    Gönderen Ahmet | Mart 15, 2010, 12:19 pm
  4. Sevgili Can,

    Güzel yorumların için teşekkür ederim.
    Soruna gelince, ben şu an Tokyo’dayım ve tahmin edeceğin gibi çok fazla yabancı var. Tokyo dışında gittiğim yerlerde hep bilinen ve yabancıların çok olduğu yerlerdi. Ama bu yazımda bahsettiğim yerde benden başka yabancı görmedim. Nagoya sana uygun olabilir sanırım ama yine de araştırmaya devam et derim. Sevgiler.

    Gönderen Şeyda | Mart 15, 2010, 3:08 pm
  5. cevabın için teşekkür ederim ben dediğiniz şehirdeki üniversiteye bir mail atayım en iyisi,sanırım değişim öğrencisi olmadanda okuyabilirim değilmi yıllık masrafını ödedikden sonra ?

    Gönderen Ahmet | Mart 15, 2010, 3:30 pm
  6. Şeyda merhaba
    Ne güzel son samuray gibi japonyanın ıssız dağ köylerine gidip oralarda kalmışsın:) umarım daha da gezersin de bizde burdan takib ederiz. sorunun cevabına gelince (daha yukardaki videoyu izlemedim) bence budha kesmiştir.
    Takibteyiz… Sana kolay gelsin, başarılar…

    Gönderen mustafa | Mart 19, 2010, 1:12 pm
  7. Merhaba,
    Üşenmeyip şu ana kadar yazdığın herşeyi okudum, adeta keyifli bir kitap gibiydi. Bir iki soru sormak istiyorum cevaplarsan çok sevinirim, ben İstanbul’da oturuyorum, Japonca’yı Türkiye’de nasıl öğrendin?
    Biliyorum Japoncanı geliştiriyorsun orada yani orada oturmuş ama temeli burada attın, yazdıysan özür dilerim gözümden kaçmış. Sorduğun sorunun cevabının Buda olduğunu düşünüyorum, doğru mu? Hayatta yaptığı bir iyilik ona kaçış yolunu sağlıyor, ama yaptığı kötülükler bu yolu tekrardan tıkıyor ve kaçışına engel oluyor, ayakbağı oluyor. Neyse, kolay gelsin cevabını bekliyorum (:

    Gönderen DB | Mart 23, 2010, 5:55 pm
  8. Ben Japoncayı Boğaziçi üniversitesinde (orda okuyorum), seçmeli ders olarak öğrenmeye başladım ve şimdi de burdayım. Temelim ordan yani.

    Sorunun cevabı için biraz daha bekleyin :)

    Sevgiler.

    Gönderen Şeyda | Mart 24, 2010, 12:32 pm
  9. Merhaba Şeyda,

    İlk defa buraya gelip yorum yazıyorum, ben bir Japon, Türkçe öğreniyorum (ama öğrenci değil, sizinle kıyasla bayağı yaşlıyım diyebilirim… X*** ).

    Yazdıklarınız ve yaşadıklarınız benim için de çooook etkileyiciydi ve bir Japon olarak çok sevindim müslüman olmanıza rağmen Budizm tapnağında kaldığınıza. İnanın bence bu günah değil, aksine sevaptır. Ben Budistim ama her zaman İsramiyetten ders alıyorum gerçekten. Budizmi bir din olarak değil, felsefe olarak da görebilirsiniz ve bir hayli şey öğrenebilirsiniz (aslında öğrenmişsiniz) sanırım.

    Umarım bundan sonra da sağlıcakla Japonya’da yaşarsınız. :) )

    Gönderen özgürkuş | Mart 31, 2010, 4:48 am
  10. Şeyma abla…
    Bize bu güzel bilgilerini üşenmeden yazdığın için teşekürler…japon kültürü gerçekten vazgeçilmez bişey sanırım ben okuduklarımla haz yaşıyosam sen yaşadıklarınla haz yaşaman gayet normal sanırım…sorunun cevabına gelince B şıkkı budda kesti diyorum..sevgilerimle

    Gönderen Berfin | Mart 31, 2010, 2:43 pm
  11. Çok teşekkür ederim. Türkçe öğrenmenize çok sevindim. Söylediklerinize katılıyorum. Tğrkçe öğrenirken size başarılar diliyorum. Sevgiler:)

    Gönderen Şeyda | Nisan 1, 2010, 3:13 pm
  12. yemin ediyorum size hayran kaldım en önemliside cesaretinize .doğru yolda olduğunuzdan hiç kuşkunuz olmasın .bizim yapmak istediklerimize ilham oluyosunuz tebrik edrim.ii çalışmalar. birde gelecek kış okula devam edip etmeyeceğinizi öğrenebilirmiyim.tabiki tokyoda.

    Gönderen cem | Nisan 7, 2010, 1:24 pm
  13. Merhaba,

    Yahu cesaret gerektircek bişey yapmadım daha , durun, çok güzel planlarım var daha :)

    Ben ağustosda Türkiye’ye döneceğim, seneye kış burda değilim.

    Sevgiler.

    Gönderen Şeyda | Nisan 7, 2010, 2:35 pm
  14. Merhaba Şeyda;

    Yazdığın hikayeler ve yaşadıkların beni gerçekten çok etkiledi ve heyecanlandırdı.Ben ve eşim bir haftalığına Japonya seyahati yapacağız. Bize ne önerirsin? Gerçi birçok şey yazmışsın Tokyo çevresindeki yapmış olduğun aktiviteleri yapmaya ve tapınakları ziyaret etmeye çalışacağız. Eğer zamanın olurda bana bilgi verirsen çok mutlu olacağım.

    Sevgiler

    Gönderen Umut | Nisan 23, 2010, 9:40 am
  15. Blogun geri kalanına ne oldu? 14 Marttan sonraki blog yazılarının hepsi silinmiş. Çok güzel yazılar vardı.

    Gönderen Osaka | Eylül 29, 2010, 3:29 pm
  16. Seyda japonya ile ilgili güzel anilarin kalmasini istedi ,,ve bu nedenle 14 martan sonraki yazilari yayindan kaldirdi..ve son sözüde…herkes kendi japonyasini yasasin,,,seklinde bir söz idi….

    Gönderen ercan | Kasım 6, 2010, 3:41 am
  17. Acaba şeyda aradasırada buraya bakıyormu yeni yorum varmı diye?

    Gönderen ercan | Haziran 22, 2011, 3:17 am

Yorum Yaz!

Künye

Namu Amida Buddha
Mart 14, 2010
17 Yorum, Yorum Yaz!

Etiket Bulutu

Japonika Logo
Türk Japon Gönüllüleri Logo
トルコ