Şeyda Japonya'da

Kamakura Yollarında Bisiklet İle…

Bu hayatımda yaşadığım en güzel tecrübe idi. Bir an bile duraksamadan bunu buraya yazıyorum. Çünkü ben hayatımda daha önce hiç böyle huzur fışkıran bir yer daha görmedim. Evet Kamakura’dan bahsediyorum.

Kamakura’ya arkadasım Can ile birlikte tabi ki tren ile gittik. Cok aç oldugumuz önce bi yemek yiyelim dedik ve hem içi hem dışı, tamamen Japon tarzı olan, eski Japonca şarkıların çalındığı ve menusunde sadece 2 yemek türünün bulunduğu cok güzel bir restauranta gittik. Yediğim en iyi Japon yemeği ve içtiğim en lezzetli yeşil çaydı.
Lokantada çalışan bayana oraya en yakın tapınağın nerede oldugunu sorduk ve 30 dk. yürümemiz gerektiği cevabını aldık. Biz de neyse dedik, hadi yürüyelim. Zaten yürüdükçe önümüzde uzan yemyeşil ağaçlar ve tertemiz düzenli yollar, harika evler beni mest etmişti. Can’a dedim ki, ya bi bisiklet olsa, şu yollarda ne güzel sürerdik. O da hadi kiralayalım, vardır kesin dedi. Sora sora istasyona yakın bir yerden 2 tane bisiklet kiraladık. Ve kelimenin tam anlamıyla maceramız başladı. O sokaklarda bisikletle gezinmenin verdiği mutluluğu anlatacak birşey bulamıyorum. Daha birkaç dakika önce hayal etmiştim ve hemen oldu. Tabi bisikletle trafikte gitmek, benim gibi acemi bir bisiklet sürücüsü için çok zordu. Bisikletler inanılmaz hızlıydı, bir türlü kontrol edemedim. Hiç pedal cevirmeden rüzgar gibi uçtuk. Neyse en sonunda Daibutsu (Büyük Buda Heykeli) ‘nin oldugu yere vardık. Buraya giriş ücretli ve giriş ücreti 200 yen idi. Aslında bizim ülkemizdeki giriş ücretlerini ve yabancılara uygulanan yüksek fiyatları düşünürsek, Japonya bu açıdan gayet uygun. Önce cok güzel bir kapıdan geçtik. Bu kapının her iki yanında , kafes içinde şeytan gibi yaratıklar var. Ben kendimce bu yaratıkların su anlama geldiğini düşündüm : Bu yaratıklar seytan ve burdan içeri girerken şeytanı dışarıda bırakıyoruz. Ama oyle değilmiş tabi. Ordaki bir Japon’un anlattığına göre, bu şeytana benzer yaratıklar, buranın guardları yani muhafızlarıymış. Neyse bu kapıyı gecince karsınıza, ejderhalı su dedikleri su çıkıyor. Burada ellerinizi yıkıyorsunuz ve birkaç adım atıp sola dönünce hayatınızda gördüğünüz en ihtişamlı şey sizi birden bu dünyadan koparıp alıyor. Evet Daibutsu…

CIMG0243

Daibutsu ne kadar büyük olursa olsun, bunu umursamayan bir yüz ifadesi ile , gözlerini kapatmış duruyor karsınızda. Acaba ne düşünüyor diyorum, bunu kimse bilemicek, bu heykeli yapanlar bile. Etrafında sadece ağaçlar var, gökyüzüne bakıyorsunuz, Daibutsu’nun yüzü ile karsılasıyorsunuz. Öyle büyük ki.. Daibutsu’nun içine de girebiliyorsunuz. Biz de girdik tabi, merdivenlerle çıkarak. İnsanlar duvarlara ellerini sürüyorlardı.

Kamakuradayken, içinizden bir ses diyorki, bırak herseyi bırak. Bak yaşam burda ve böyle birşey işte. Ama tabi içinizde vahşi varlık buna cesaret edemiyor ve siz yine aynı kavganın içinde buluyorsunuz kendinizi maalesef. Daibutsu’dan ayrılmak benim için zordu ama bisikletleri sadece 2 saat için kiraladığımızdan, yola düştük yine. En arabasız yollardan gidebilmek için ara sokaklara daldık. Buralarda bize yolumuzu bulabilmemiz için postacı amca yardım etti, saolsun. Ama bu arabasız yollarda, çok dolansak ve ben sürekli bi yerlere toslayıp dursam bile, bisiklete binmek gercek bir zevkti ve ben Kamakura’da çocuk oldum, deli oldum, aşık oldum, mutlu oldum…

Bisikletleri iade ettikten sonra, istasyona yakın parkta Can ile oturduk ve dondurma yedik. Sonra da Yokohama’ya dogru yollandık.

CIMG0284

Yokohama’da Tokyo’daki diğer merkezler gibi bir yerdi işte. Bizim Taksim’den daha hallice..Ortasından nehir geçiyor ve de çok güzel görünüyor ama ne yalan söyliyim bana Kamakura’dan sonra burası pek bi yavan pek bi kapitalist geldi. Hani yine heryerde aynı şahane ve para kokan binalardan var, yüksek yüksek bir sürü..

Bi tane oyun merkezinin önünden gecerken 2 tane Japon kızın bi makineyi yumruklayıp durduklarını gördük. Biz de bakalım dedik. Evet bu bir oyunmuş. Makinenin aynı yerine üst üste yumruk atıyorsunuz ve makine sizin attığınız yumrukları sayıyor. Kim kazanırsa artık.. Ben Can’ı yendim, hehe. Sonra arkada bir grup Japon kız vardı, hadi oynayalım dedim bi tanesine. Kız baya bi ufak tefek, yenerim dedim kesin. Ve tabi ki hayır kız beni alt etti. Sonra da çığlık çığlığa “kattaaaazaaaa” diye bağırdı. O ses o kızdan nasıl çıktı hayret ettim. Sonra kızlarla çak yapıp ayrıldık.

Yokohama’da yerel seçim varmış ve o akşam da kadın bir politikacı halka konuşma yapıyordu otobüs üstünde. Can ve ben kadının konusma tarzından, insanlara yalan söylediği izlenimini edindik.

Daha sonra battı balık yan gider dedik ve karaoke yaparak bu güzel günü bitirdik. Ben Hadise’den Düm tek tek’i söyledim. İğrenç söyledim. Banane Can düşünsün:))


Kamakura Yollarında Bisiklet İle… İÇİN YAPILAN YORUMLAR

3 yorum for “Kamakura Yollarında Bisiklet İle…”

  1. Japonya’yı Japonya yapan kapitalizmdir 😉

    Gönderen Anonim | Ekim 10, 2009, 11:32 pm
  2. Sanırım Tokyo için bu yazdığınız yoruma katılıyorum.

    Gönderen Şeyda | Ekim 12, 2009, 7:16 am
  3. kamakura gerçekten anlatığınız gibi ,hatılattığınız için teşekkürler … 2002 de bende bisikletliydim o yollarda

    Gönderen hurriyet | Aralık 20, 2009, 6:51 pm

Yorum Yaz!

Künye

Kamakura Yollarında Bisiklet İle…
Ekim 10, 2009
3 Comments, Yorum Yaz!

Etiket Bulutu

akihabara shibuya tokyo
Japonika Logo
Türk Japon Gönüllüleri Logo
トルコ