Şeyda Japonya'da

Japonya Macerası başlıyor..

Evet geldim, ben hala Tokyo’da olduğuma inanamıyorum, uzuun bir uçak yolculuğu , Tokyo’da gecen bölük pörçük ilk gece.  Yanımda taşıdığım defterime yazdıklarımı hergün buradan paylaşıcam. Başlıyorum.

28 Eylül , uçakta..

Şu anda uçaktayım, sevdiğim herşey, annem, babam, ailem herkes uzağımda kalıcak. Heyecanlı değilim şu an. Benim istediğim herşey istediğim gibi oldu, herkes için de en iyisini diliyorum.

Bir sonraki durak Dubai..

Türkiye saati ile 16:00
Annecim, bilmiyorum seni son kez öptüm mü, , fazla sarılmak istemedim, sen zaten ağlamaya hazırdın. Ben sen görmeyesin diye tuttum kendimi, uçağa binince ağladım. Fazla değil birazcık. Bunları yazarken de birazcık…

İstanbul-Dubai arası 3 saat 40 dk sürecekmiş. Yemek servisi yapıldı. ben meyve suyu ve sığır eti tercih ettim. Her koltuğun arkasında LCD ekran var. TV izleyebiliyor, radyo dinleyebiliyor ve bilgisayar oyunu oynayabiliyoruz. Ben biraz japon radyolarından dinledim, sonra sıkıldım, Cameraz Diaz’ın Mysister’s Keeper adlı filmini izledim, yine cok sıkıldım, Ice age 3 izledim azcık, sonra da LCD yi kapattım.

3 lü sıralı koltuklarda oturuyoruz. Ben cam kenarındayım. İstanbuldan havalanırken Sultanahmet’i yukarıdan görür müyüm acaba diye cama yapıştım ama göremedim. Şimdi de camdan baktım ve aşağısı tamamen çöl. evet, bildiğin çöl. Tek bir ağaç veya ev yok, sadece kum. Beyaz, pamuk gibi bulutlar da cok aşağımızda.

Singapur Havayolları ile uçuyorum. Hostesler singapurun geleneksel oldugunu tahmin ettiğim tuhaf kıyafetleri içindeler ve gerekli gereksiz gülümsüyorlar.

Biraz evvel tuvalete gittim. 2.5 saattir oturuyorum, fenalık geldi. WC gayet hijyenik. Sıvı sabun, 3 ayrı tipte tuvalet kağıdı, after shave, ağız spreyi, kusarsak diye kağır poşet ve kadınlar için ped konulmuş.Herşey var yani, sıcak-soğuk su ve bir de ayna.

Yan tarafımda yaşlı ve evli bir çift oturuyor, ingilice native speakerlar. Kadınla arasıra bakışıp gülüşüyoruz birbirimize.

Şimdiye kadar türbulans vs.  gibi bir durum olmadı. Herşey yolunda. Birazdan yazmayı bırakıcam ve bize verilen yastık ve battaniyelerle uyucam.

Evet, hayatımda ilk kez bu kadar yüksekte yazı yazıyorum :)

Türkiye saati ile 17:33, Dubai

Şimdi Dubai’deyim. Yerel saat 18:30. Türkiye’den 1 saat ilerideler. Tarih değişmiyor elbette. Burda 1-1.5 saat kadar uçaktan inmeden bekleyeceğiz. Yakıt ve yeni yolcu alımı yapılacakmış. 1.5 saat burda inmden beklenir mi, patlarız diyor arkadaki kadın. Aynı fikirdeyim.

Şimdi burada hava karanlık.  Uçuyorduk, gayet aydınlıktı, hatta pencereden güneş vuruyodu bana, birden akşam kızıllığının içine girdik, çok ilginçti.

Uçak yere inene kadar pencreden Dubai’ye baktım. Başta çöl ve içinde tek tük evler gördüm. Ve bolca palmiye ağacı. sonra tahminimce merkeze yaklaştık. Gökdelenler çoğaldı ve akşam trafiği Dubai’de de var sanırım. Yollar araba doluydu. Şehrin ışıklandırması  çok güzel. Binaların mimarisi çok ilginç. Böyle bir sürü evi çapraz bir şekilde birbirinin üstüne oturttuklarını düşünün ve binalarda çok fazla pencere vardı. İlgimi çeken bir diğer ayrıntı ise, birçok evin havuzu olduğunu gördüm. Tek katlı evlerin hemen hemen hepsi bahçe içindeydi. Bir de cami gördüm, alıstığımız cami yapısından biraz (1 sn. güvenlik geldi)  evet, tekrar bilet kontrolü yapıldı, güvenlik görevlisi Türk gibi esmer biriydi. Ne diyordum , evet, cami farklıydı, daha modern yapılıydı. Minare falan ilginçti. Şimdilik böyle, beklemedeyiz .

18:15

Hala bekliyoruz. Biraz evvel tuvaletin önünde beklerken, yanımdaki kadınla sohbet ettik. Singapur’da mı ineceksin diye sordu, evet dedim oradan da Japonya’ya gececeğimi soyledim. Bugün mü gececeksin dedi, evet dedim. 1 yıl süreyle exchange öğrencisi olarakJaponya’da bulunacağımı söylediğimde, üniversitede ne okuduğumu sordu. Management Information Systems dedim ama Japonya’da japonca calışacağımı soyledim. Onun da kızı japonca biliyormuş  ve 1 yıl o da japonya’da bulunmuş. Şimdi japoncası çok akıcıymış. Hengi şehre gideceğimi de sordu, Tokyo dedim.

Ben de 1 yılın sonunda akıcı japonca konuşmak istiyorum.

Singapur saati ile 08:22/ Türkiye’de şimdi gece 03:20

Annemle babam uyuyordur şimdi, birazdan da namaza kalkarlar, benden telefon beklerler. Ama aramadım hala, Tokyo’ya inince arıcam hemen.

Şimdi Singapur- Changi Havalimanındayım. Uçaktan gördüğüm kadarıyla yemyeşil bir ülke . O kadar çok ağaç vardı ki, anlatamam. Uçakttayken sakız çiğniyordum ve uçak indiğinde yanımda oturan Australia lı çift bana Singapur’da sakız çiğnemenin yasak olduğunu ve hatta 40$ cezası olduğunu söylediler. Ben de hemen sakızı yuttum, gülüştük.

Changi havalimanı devasa bir yer. Terminaller arası skytrain denen trenler var. zaten onlar olmasa terminaller arası yürümek imkansız. Ben şimdi terminal 3 , A15 kapısı önünde bekliyor ve bunları yazıyorum.

Dubai uçağından indikten sonra buraya gelmek için 2 kere skytrain e bindim ve bir sürü de yürüdüm. Sırt çantam 8.5 kg kadar ve elimde de 5 kg lık bir çanta daha var. İstanbul’dan binerken sorun olmadı allahtan.

Changi havalimanında uçağı bulmak zor olmadı. heryerde numaralar, uçuşları gösteren elektronik panolardan var. Hersey düzenli ve anlaşılır.

İstanbulu aramak istedim ama şimdi orda gece diye vazgectim, sonra wirelessle nete gireyim dedim, gerizekalı laptopum bağlanmadı.

Evet kapılar açıldı. Bi dahakine Tokyo’dan yazıcam.

04:30 (Türkiye saati ile)

Şu anda Tokyo uçağına bindim. Bu kez ortada oturuyorum. Henüz her iki yanımda boş. Evet tam şu anda yanıma yaşlı birisi oturdu, maalesef Japon değil. Bu da ingilizce native speaker. El bagajını yerleştirirken ceketimi düşürdü. Acıktım galiba su anda. Keske dun sabah ya da bu sabah , neyse yani uçağa bineceğim sabah biraz daha kızarmış ekmek yeseydim ya , püfff!!
Diğer yanım da doldu, sarışın bir kadın oturdu, bu da Japon dğil. Neyse…

Türkiye saati ile sabah 10

Yolculuğun bitmesine 1 saat 19 dk. kaldı. Şu anda Singapur- Los Angeles uçağındayım. Her koltugun arkasında , her yolcuya ait LCD ekran olduğunu yazmıştım.  Bu ekrandan aynı zamanda uçağın tam olarak nerde olduğunu kontrol edebiliyoruz. Osaka’ya yakınız anladığım kadarıyla. Tokyo’yo varmamıza tam 857 km kaldı. Uçak saatte 900 km. hızla gidiyor ve su anda dışarıdaki sıcaklık – 53 derece. Çok soğuk zaten. herkes dağıtılan mavi battaniyelere sarılmış durumda ve insanların çoğu domuz gribine karşı maske takıyorlar.

Yemek olarak 2 secenek sunuldu: Japon yemeği veya international tarzda bir yemek. Ben japon yemeği ve elma suyu istedim. Başlangıç olarak ilginç salata gibi birşey yedim. Daha dogrusu yemeğe çalıştım. Şöyleki: ıspanak, üzerinde soyu sosu ile çırpılmış çiğ yumurta , çiğ bamya ve en üstünde de 1 tane karides. Ana yemek gohan ve  köri idi. Köriyi yemedim, muhtemelen domuz eti vardı. Yeşil renkli noodle, wasabi, pirinçten yapılmış değişik lezette kraker , yuvarlak ekmek, tereyağı ve yaş pasta vardı. Çeşit çok ama boyutlar oldukça küçüktü tabi. Ama tokum su anda. Aklıma aç karnıma yediğim kocaman karides geliyor . Ayy çok kötü!

Çiş sırasında beklerken Hint bir adamla tanıştım. zaten uçağın yarısı Hindu. Çok ilginç tipler var. Kocaman, devasa bir göbeği olan , esmer ve yaşlı bir amca var mesela yan bölmede, kulağında kocaman parlak küpeler var, çok komik görünüyor cidden.

Çok az kaldı inmemize. 672 km var Tokyo’ya, yani tam 1 saat yazıyor ekranda.

İner inmez annemleri aramak istiyorum, şu anda meraktan çıldırıyorlar eminim.

10: 45 (Türkiye Saati ile)

Son yarım saat, 250 km. Allahım Japonyadayım ^^


Japonya Macerası başlıyor.. İÇİN YAPILAN YORUMLAR

Yorum Yazılmamış, İlk yazan siz olun! for “Japonya Macerası başlıyor..”

Yorum Yaz!

Künye

Japonya Macerası başlıyor..
Eylül 29, 2009
Yorum yapılmamış, Yorum Yaz!

Etiket Bulutu

Japonika Logo
Türk Japon Gönüllüleri Logo
トルコ